6 Ocak 2021 - 11:05
 Batı üniversiteleriyle ortak işbirliği; Uluslararası Ehlibeyt (a.s) Üniversitesinin Programı/ El-Ezher Tefsir Yazmasını Fransa’da Yaygınlaştırdı

Uluslararası Ehlibeyt (a.s) Üniversitesi Rektörü bu üniversitenin geleceğe yönelik programına değinerek bu konuda şunlara yer verdi: Dünya üniversitelerinden iki grupla teorik ve pratik karşılıklı işbirliği içinde olmayı hedefliyoruz; birisi gayri İslami üniversiteler (batı ve batı harici) ve ikincisi İslam üniversiteleri ki bunlardan bazılarıyla anlaşma imzalanmıştır.

Ehlibeyt (as) Haber Ajansı ABNA - Uluslararası Ehlibeyt (a.s) Üniversitesi Rektörü bu üniversitenin geleceğe yönelik programına değinerek bu konuda şunlara yer verdi: Dünya üniversitelerinden iki grupla teorik ve pratik karşılıklı işbirliği içinde olmayı hedefliyoruz; birisi gayri İslami üniversiteler (batı ve batı harici) ve ikincisi İslam üniversiteleri ki bunlardan bazılarıyla anlaşma imzalanmıştır.

Dünya Ehlibeyt (a.s) Kurultayına bağlı Uluslararası Ehlibeyt (a.s) Üniversitesi 1999 yılında Tahran’da kurulmuş olup lisans, yüksek lisans ve doktora dallarında ülke dışı Ehlibeyt’e (a.s) bağlı öğrencilerin eğitim ve öğretim alanlarında faaliyet göstermektedir.

Bu üniversite “Ehlibeyt (a.s) Yüksek Eğitim Merkezi” adıyla Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Eğitim Şûrası’nın izniyle 2005 yılında çalışmalarına başladı, ne var ki tanımlanmış hedeflerin gerçekleştirilmesi doğrultusunda hareket etmesi ve keza 2011 Eylül zirve toplantısında Yüce Rehberlik Makamının Dünya Ehlibeyt (a.s) Kurultayına hitaben beşerin ve dünya Müslümanlarının ihtiyaçlarının karşılanmasının yürürlüğe geçirilmesi yönündeki açıklamalarının dikkate alınmasıyla ve Kültürel İnkılap Yüksek Şûrasının 8 Nisan 2014 tarihli 744 sayılı oturumunda alınan kararla Uluslararası Ehlibeyt (a.s) Üniversitesi’ne dönüştürülmesi bu eğitim merkezinin özelliğidir.

Uluslararası Ehlibeyt (a.s) Üniversitesi Rektörü Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimin Said Câzâri Ma’muî’yle yaptığımız söyleşiyle bu üniversitenin çalışmalarına daha çok aşina olacaksınız:

Öncelikle Uluslararası Ehlibeyt (a.s) Üniversitesi’nin kısa tarihi ve çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz?

Ehlibeyt (a.s) Üniversitesi 2004 yılında inceleme-eğitim ve öğretim merkezi unvanında kuruldu.

Uluslararası Ehlibeyt (a.s) Üniversitesi Kültürel İnkılap Yüksek Şûrasının 8 Nisan 2014 tarihli 744 sayılı oturumunda alınan kararla Uluslararası Ehlibeyt (a.s) Üniversitesi unvanı alarak mesleki, mühendislik, insani ilimler ve tıp ilimleri dallarında Müslüman öğrencilerin yüksek eğitim ve öğretiminin üstlenilmesi şeklinde üniversitenin sorumluluk alanı tanımlanmıştır. Üniversitenin kuruluş ve hedefi ülkenin ilmi ve kültürel diplomasisine dönmektedir ki biz bu başarıya ulaşmayı ümit ediyoruz.

Ülke dışında hangi öğretim merkezleri ve kuruluşlarıyla irtibat halindesiniz?

Şimdiye kadar üniversite unvanında öğrenci ve üstat cezp etmek için bazı yüksek öğrenim merkezleriyle irtibatımız oldu. Gelecekte bu tür irtibatlarda değişim icat etmek hedefiyle farklı strateji ve programların olmasını hedefliyoruz.

Uluslararası Ehlibeyt (a.s) Üniversitesinin Ehlisünnet öğrenci ve üstatlarıyla ortak işbirliği hangi şekildedir?

Biz bu alanda hiçbir sınırlandırmaya kail değiliz, ne var ki bu konuda üniversite tüzüğüne bağlıyız. Bizim bahsimiz genel anlamda Ehlibeyt (a.s) mektebi takipçilerini cezp etmektir ve bu kelime ve anlamla yüz yüze geldiğimiz zaman öğrenci kabulünde Şialarla sınırlı olamayız. Sebebine gelince Ehlisünnetin çoğunluğu Ehlibeyt’e (a.s) vefalıdır, Ehlibeyt’e (a.s) saygılıdır ve bizim Ehlibeyt’ten (a.s) nakledilen rivayetlerimiz Ehlisünnet kanalıyla kaleme alınmıştır.

Akademi, inceleme, araştırma ve gayri Müslim üstatlarla dönüşümlü üstat alıp verilmesi konusunu da dikkate alıyoruz. İnceleme ve araştırma alanında din ve mezheple sınırlı değiliz. Bizim kapsayıcı bir üniversite olmamızın sebebi şudur: Hedefimiz sadece ilahiyat veya özel mezhebi ilkeler değildir ve genel anlamda insani bilimler, mühendislik bilimi ve temel bilimlerde çalışmalarımız vardır ve yakın zamanda tıp dalında da faaliyetlerimiz olacaktır. Dolayısıyla özel bir mezhep ve özel bir coğrafi bir bakış söz konusu değildir ve çalışma alanımız ilmidir.

Üniversitenin programları sadece öğrenci yetiştirmekle mi özetlenmiştir? Yoksa fuarlar ve … esasınca ülke dışı merkezlerle de ek çalışmalarınız var mı?

Bizim yönelimimiz üniversitenin hali hazırdaki sistemi ve üniversite tüzüğünün tekit ettiği ilmi ve kültürel bir yönelimdir. Biz yirminci yüzyılı imi diplomasi unvanında tanıyoruz ve şimdilerde ise uluslararası ilmi sahalarda ülkeler arasında rekabeti görüyoruz. İran beş bin yıllık medeniyet geçmişiyle tarih, bilimsel üretim ve medeniyet oluşturma alanlarında dünya ülkeleri arasında söz konusu edilen bir ülkedir. Dünyanın meşhur ansiklopedilerinin çoğunluğuna imza atması hasebiyle İran parlak medeniyet sahibi bir ülke unvanıyla anılmıştır ki bu parlak medeniyetin uluslararası alanında payı vardı ve bu gün de bu paya sahip olması için bu doğrultuda kendi rolüne amel etmelidir.

Ortak konferanslar ve ilmi eğitim çalışmalarının düzenlenmesi kesinlikle bu üniversitenin programları arasında olacaktır, zira bu doğrultuda alt yapılar oluşturulmuştur ve hızlı bir şekilde bazı alanlarda müşterek çalışmalar başlatılacaktır.

Başka bir mesele şudur: Biz üniversitenin bakışını sadece kültürel ve ideolojik bakışla sınırlandırmıyoruz ve kendi hareket ve stratejimizde üniversitenin yapısal varlığının kuşatıcı görülmesine çalışıyoruz. İnceleme ve eğitim alanında da genel muhatapları dikkate alacağız ve bizim için hazırlanan imkan ve koşulları dikkate alarak ilerleyeceğiz.

Bizim doğuda, batıda ve İslam dünyasında dünyanın büyük üniversiteleriyle irtibatımızın olması gerekir. Bilimsel verimlilikte, ilmin yayılmasında ve karşılıklı ilmi çalışmalarda Tunus’ta Ez-Zeytun’u, El-Ezher’i ve Ürdün’de Âlu’l-Beyt’i görmeliyiz ve bunların paralelinde inceleme-araştırma ve modern eğitim sistemi mekanizması alanında batı üniversitelerine bakmalıyız ve çeşitli alanlarda ve eğilimlerde bu günkü teorileri tanımalıyız.

Ehlibeyt (a.s) Üniversitesinin çalışmaları, El-Mustafa (s.a.a) üniversitesinin çalışmalarının tekrarı değil midir?

El-Mustafa (s.a.a) Üniversitesinin mevcut hedef oluşturma sistemiyle Uluslararası Ehlibeyt (a.s) Üniversitesinin hedef oluşturma sistemi farklıdır. Daha önce söylediğimiz gibi biz bu üniversiteye çeşitli bölüm ve eğilimlerde öğrenci kabul ediyoruz. Bizim bahsimiz öğretim ve bilimsel alış verişin önceliğidir. El-Mustafa (s.a.a) Üniversitesinin alanı ve yönelimi, Uluslararası Ehlibeyt (a.s) Üniversitesinin alan ve yöneliminden farklıdır ve El-Mustafa (s.a.a) Üniversitesi insani ve İslami ilimler üzerinde yoğunlaşmıştır. Diğer taraftan bilimsel gelişme hedefiyle çeşitli üniversitelerin varlığı faydalıdır ve bilimsel verimlilik alanında da etkili olacaktır. Ben olabildiğince üniversitelerin ilerleme ve gelişimine önem verirsek ilmi toplantılara zarar vermeyeceğine inanıyorum, ne var ki bütçe ve imkanları da içene alarak koşul ve kuralları dikkat konusu yapmalıyız.

Bizim üniversitelerimizin niçin Ez-Zeytune, El-Ezher ve İslam dünyasının tanınmış diğer üniversiteleri gibi üniversitelerle olması gerektiği gibi ilişkileri yoktur?

Bu alanda çeşitli unsurlar etkilidir; bunlardan bazıları uluslararası siyasetler alanıyla alakalıdır. Diğer bir etken de üniversite içi siyasetler ve üniversite mecmuasında siyaset oluşturma sorumluluğuyla yükümlü fertlerle alakalıdır. Bir diğer nokta kültürel-ilmi diplomasi konusudur ki bazı ülkelere nispetle İran buna gecikmeli girmiştir. Bu gecikme doğal olarak başka ülkelerin gelişme altı yapısını hazırlamıştır.

El-Ezher Üniversitesi zamansal olarak uluslararası alanla daha çabuk birleşmiştir. El-Ezher Üniversitesi üstatlarının bu alana girmesi ve El-Ezher Üniversitesiyle batı üniversiteleri arasında üstat değişimleri on dokuzuncu yüzyılın başlarında çok belirgindi. Bu hareket, aşamalı olarak El-Ezher’in rektörlüğünü yapan Abdurrahman Bedavi ve Abdulhalim Mahmut gibi Louis Massignon’un öğrencileri tabakasıyla tavan yaptığı bir zamana döner ki o zamanlar bu fertlerin aracılığıyla yeni tefsir eğilimleriyle yirmi birinci yüzyılın başlarında Kur’an tefsirleri basılmıştır. 1910 yılında üstatlık simetinde El-Ezher’li Müslüman bir alim tahsil için Fransa’ya gelir ve bu ülkede

Kur’an tefsiri yazar. Bu mesele El-Ezher Üniversitesinin uluslararası alandaki irtibatının geçmişini göstermektedir.

Keza inkılap sonrası ambargo meselesi ve konu edilen uluslararası farklı bakışlar, bu alanı İran için çok zorlaştırdı. Hali hazırda İslam dünyasının meşhur üniversiteleriyle ortak işbirliği olmalıdır ve keza ülke içinde bilimsel diplomasinin etkin olması gerekir görüşü etkinleşmiştir. Bizim bu alanlarda tecrübelerden yararlanmamız ve meselenin patolojisini yapmamız gerekir.

Bu gün İran ilmi açıdan uluslararası belirleyici bir konuma ulaşmıştır. Ben batıda üniversitelerin çok azında İranlı üstatların faaliyet göstermediğini gördüm. İranlı üstatlar batı üniversitelerinde adeta parlamaktadır ve bu da İran’ın uygun ilmi kanalının olduğunun göstergesidir. Başarılı ilmi diplomatik ufuklara ulaşmak bizim arzumuzdur ve muhal de değildir. Ehlibeyt (a.s) Üniversitesinde de bizim yönelimimiz geç başladığımız yolu düzlüğe çıkarmaktır.

..........................
167